
Doğu Perinçek
@Dogu_Perincek · Libanon, Sýrie, Turecko, Irák, Jemen
Doğu Perinçek je turecký spisovatel, doktor veřejného práva a politik.
Vatan Partisi İzmir İl Başkanlığımızın düzenlediği kahvaltı etkinliğinde İzmir basını ve İzmirlilerle buluştuk. https://t.co/rPED7GODtt
Vatan Partisi İzmir İl Başkanlığının düzenlediği kahvaltı etkinliğinde FETÖ, Süleymancılar, Adnan Oktar ve Kuytul örgüt yöneticilerinin yargılanmasının Türkiye için tarihi anlamını değerlendirdiğimiz etkinliğin tekrarı Ulusal Kanal'da. https://t.co/lUY2KWksYN
Vatan Partisi İzmir İl Başkanlığımızın düzenlediği kahvaltı etkinliğinde FETÖ, Süleymancılar, Adnan Oktar ve Kuytul örgüt yöneticilerinin yargılanmasının Türkiye için tarihi anlamını değerlendirdik. https://t.co/HrZ5hPF4Om
İzmir’de düzenleneceğimiz basın toplantısında; FETÖ, Süleymancılar, Adnan Oktar ve Kuytul örgüt yöneticilerinin yargılanmasının Türkiye için tarihi anlamını değerlendireceğiz. 📅 1 Eylül 2026, Salı 🕜 13.30 📍 Kordon Otel Çankaya https://t.co/mEelPmrzZ9
Girne açıklarında meydana gelen yolcu gemisi faciasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı diliyoruz. Kayıp yurttaşlarımızın bir an önce sağ salim bulunmasını temenni ediyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Türk Milletinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Zafer Bayramı'nı Sayın Ethem Sancak'la, Genel Başkan Yardımcımız ile birlikte yürekten kutluyoruz. Gündem yine Akdeniz gündemi yani 1922'nin gündemi, bugün de 2026'nın gündemi 104 yıl sonra aynı gündem Akdeniz gündemi. O zaman komutanımız ve devrimci hükümetin başındaki Mustafa Kemal Paşa şu emri vermişti: 1 Eylül 1922 günü "Büyük Millet Meclisi orduları ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" Niçin bu emri tekrar etme ihtiyacı duydum? Çünkü o zaman ordular İstanbul hükümetinin, padişah hükümetinin emrinde değil, padişahın ordusu değil. Devrimin ordusu. Ankara'da kurulmuş olan devrimci Cumhuriyet'in ordusu. Atatürk emri verirken ona işaret ediyor; Türk Büyük Millet Meclisi orduları ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri. Dolayısıyla 30 Ağustos zaferinin arkasında, başında bir devrimci hükümet var. Yeni kurulmuş olan 23 Nisan 1920'de Ankara'da kurulmuş olan devrimci hükümet var. Dolayısıyla biz devrim yaptığımız için düşmanı denize dökebildik. Eğer İstanbul hükümeti başımızda kalmaya devam etseydi, İstanbul hükümetinin saltanatı altında bizim İstiklal Savaşı'mız çok zora girerdi. O nedenle zaten Atatürk ve arkadaşları Anadolu'ya çıktılar. Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla birlikte yeni bir devrimci meclisin, devrimci hükümetin kurulması ve o devrimci hükümet, o devrimci meclis Türk Silahlı Kuvvetlerini yeniden örgütledi. Ve o meclisin, devrimci meclisin, devrimci hükümetin örgütlediği Türk Silahlı Kuvvetleri de Türkiye halkını seferber ederek Türk ordusuyla düşmanı Akdeniz'e döktü. Bu çok çok önemli bir ders. Yani biz devrimle kurtulduk. Yoksa padişah hükümetiyle, statüko içerisinde bizim için bir kurtuluş yoktu. Şimdi bugüne gelelim. Bugün de 104 yıl sonra gündem yine Doğu Akdeniz gündemi. Amerika Birleşik Devletleri, o zamanki İngiltere'nin yerine geçti. Emperyalizmin bugünkü patronu Amerika Birleşik Devletleri yanına İsrail'i aldı, Yunanistan'ı aldı ve Doğu Akdeniz'de bir ittifak kurdu. İttifak, yani silahlı olan ve Türkiye'yi hedef alan bir ittifak kurdu. Ve bu ittifak bakıyoruz Doğu Akdeniz'de Noble Nida ve Nemesis tatbikatları yapıyor, Güney Kıbrıs'a sığınak yapıyor, Ege adalarına sığınak yapıyor. Yunanistan neredeyse Amerika işgali altına düştü. Bütün Yunanistan kıyılarında Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan'ın da belirttiği gibi 9 yerde Yunanistan kıyılarında Amerika üsler kurdu ve Meriç Nehri'nin karşı tarafında da geçen hatırlayacaksınız bir yıl evvelki 2025 yılının mayıs ayında Türkiye'yi hedef alan Meriç Nehri'ne tanklarıyla toplarıyla geçme tatbikatları yaptı. Bir de Kuzey cephemiz var. Bu Akdeniz cephesinin bir devamı. Ukrayna kuzeyden Amerika Birleşik Devletleri'nin yine güdümünde Türkiye'yi tehdit ediyor, açıkça gemilerimize saldırılar düzenliyor, İHA'larla, SİHA’larla. Dolayısıyla gündem yine 1922 gündemi. Dolayısıyla bu gündem bir kahramanlık gündemi, bir fedakarlık gündemi. Türk milletinin fedakarlığıyla göğüsleyebileceğimiz tehditler var karşımızda. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahramanlığıyla ve 1922'nin kurmaylığıyla. O zamanki kurmaylık neydi? Avrupa ve Amerika tehdidi karşısında İngiltere var, Fransa var karşımızda, Yunanistan üzerimize sürmüşler, doğuda Ermenileri üzerimize sürmüşler. E bunun karşısında Ankara'da yeni kurulan hükümet ne yaptı? Yanına Sovyet Rusya'yı aldı. Çarlığı yıkmıştı Leninler ve Çarlık’ın yerine bir Sovyet Rusya'sı kuruldu, devrimci bir Rusya kuruldu. Dolayısıyla Asya'nın iki devrimci hükümeti, devleti Sovyet Rusya ve Türkiye, yeni kurulan Türkiye kol kola girdi, omuz omuza verdi. Bunu 26 Ağustos'un fotoğraflarında da görüyoruz. 26 Ağustos'un meşhur fotoğrafları vardır. Mustafa Kemal Paşa dürbünle düşman kuvvetlerini gözlüyor. Ama arkada kaputu, Türk kaputu olmayan bizim komutanlarımızın giydiği kalpak olmayan Rus Bolşevik devriminin kıyafetiyle, kaputuyla ve başlığıyla Rus komutanları yan yana gelmiş yatıyorlar. Çok kıymetli önemli bir fotoğraftır. Yani o fotoğrafta da görüldüğü gibi bizim Kocatepemizde, yani bir hayat memat meselesinin karargahında yanımızda Sovyet komutanları vardı. Yani kader birliği yapıyor. Yenilsek Mustafa Kemal Paşa ile birlikte onlar da şehit olacaklar. Kurmaylık bu. O gün İngiliz-Fransız emperyalizmine karşı Türkiye'nin İstiklal Savaşı yanına Sovyet devrimini alarak başarılı olabilirdi. İşte o kurmaylığı Mustafa Kemal Paşa devrimci hükümeti hayata geçirdi. Dolayısıyla bugün bize kalan 30 Ağustos mirası nedir? Bir kere Türk milletinin fedakarlığı. O fedakarlık ta 1912'lerde Trablusgarp Savaşı'ndan, Balkan Savaşları'ndan başlıyor. O fedakarlık düşünün, 12, 22, 10 yıldır savaşan bir ülke. Köylerde erkek neredeyse kalmamış. Kalanlar sakat. Bacağı yok, kolu yok, ondan sonra kadınlar kalmış. Ekmeği biçmeyi kadınlar yapıyor. Büyük bir nüfus kaybı olmuş. 1.5 milyon insan Birinci Cihan Savaşı'nda Türk milleti kaybetmiş. Büyük bir fedakarlıkla kazanıldı o 30 Ağustos zaferi ve Türk Silahlı Kuvvetleri. Türk Silahlı Kuvvetleri de yeni bir devrimci ordu artık. Padişahın ordusu değil. Aslında bu devrimci ordu 1. Dünya Savaşı öncesinde Balkan Savaşları'nda inşa edilmeye başlanmıştı. Gençleştirdi Talat Paşa, Enver Paşa ordumuzu 1. Dünya Savaşı öncesinde. Bir devrim, 1908 devrimi. Orada da bir devrim hükümetinin Türkiye'yi ayağa kaldırması söz konusu. Dolayısıyla oralardan gelen bir kurmaylık ordu, Türk Silahlı Kuvvetleri birikimi, gençleşmiş, dinamik, bir devrimci ordu ve üçüncü olarak da kurmaylık birikimi. Yani o uzun savaş yıllarında ulaşmış olan o Türk devrimcilerinin Genç Osmanlılar’dan başlayalım, Namık Kemaller, Mithat Paşalar, devamında Talat Paşalar, Enver Paşalar, onun devamında Mustafa Kemal Paşalar. Mustafa Kemal Paşa hem Talat Paşalar, Enver Paşalar kuşağında devrimciydi, ondan sonraki üçüncü kuşağında lideri olarak devrimciydi. Böyle bir büyük birikimden gelen aynı zamanda bir kurmaylık mirası. İşte bugün biz Doğu Akdeniz'den bize yönelen tehditler karşısında bu üç büyük miras omuzlarımızda bize büyük bir güç veriyor. Türk milletinin fedakarlık mirası, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kahramanlık mirası ve bugün Vatan Partisi'nin sürdürdüğü o kurmaylık mirası. Gene kurmaylık bugün yapıyoruz, nedir? Karşımızda Amerika var, İsrail var, Yunanistan var, kuzeyde Ukrayna var, Avrupa, Fransa falan onlarla birlikte karşımızda nükleer silahları olan, donanmaları olan bir tehdit söz konusu. Evet kahramanlığımız var, fedakarlığımız var, kurmaylığımız var ama o tehdidi caydırıcı bir ağırlığı da Doğu Akdeniz'e yığmamız lazım. O ağırlık ne? Rusya zaten NATO'yla savaşıyor. İran zaten Amerika'yı daha yeni yendi. Çin uzakta, tetikte bekliyor Amerika'nın düşmanlığına karşı hazırlıklarını yapıyor. Öyleyse bizim kurmaylık birikimimizde şu anda nesnel olarak bu tarih tablosunda hazır. Nedir o? Türkiye, Rusya, İran, Çin ittifakı. Demek ki bugünün kurmaylığı da 1922 yılındaki kurmaylık gibi Asya'yı yanına alan ve Asya'yla birlikte bize batıdan gelen çökmekte olan, çürümekte olan, batmakta olan Amerikan emperyalizminden ve İsrail siyonizminden gelen ve Avrupa'nın da onlarla Batı Avrupa'nın da onlarla bir olduğu ama Batı Avrupa'nın da her an taraf değiştirme eğilimleri içerisinde olduğu bir tarihsel sürece girdik bu miraslarla. Türk milleti fedakarlık mirasının bugün sahibidir, kahraman ordumuz kahramanlık mirasını sürdürüyor ve Vatan Partisi de Türk devriminin o kurmaylık mirasının sahibi olarak bugün önümüzdeki büyük zaferlerin eşiğindeyiz hep birlikte. Saygılar sunuyoruz.
Türk Milletinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin Zafer Bayramı'nı sayın Ethem Sancak'la genel başkan yardımcımız birlikte yürekten kutluyoruz. Gündem yine Akdeniz gündemi yani 1922'nin gündemi, bugün de 2026'nın gündemi 104 yıl sonra aynı gündem Akdeniz gündemi. O zaman komutanımız ve devrimci hükümetin başındaki Mustafa Kemal Paşa şu emri vermişti: 1 Eylül 1922 günü "Büyük Millet Meclisi orduları ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" Niçin bu emri tekrar etme ihtiyacı duydum? Çünkü o zaman ordular İstanbul hükümetinin, padişah hükümetinin emrinde değil, padişahın ordusu değil. Devrimin ordusu. Ankara'da kurulmuş olan devrimci Cumhuriyet'in ordusu. Atatürk emri verirken ona işaret ediyor; Türk Büyük Millet Meclisi orduları ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri. Dolayısıyla 30 Ağustos Zaferinin arkasında, başında bir devrimci hükümet var. Yeni kurulmuş olan 23 Nisan 1920'de Ankara'da kurulmuş olan devrimci hükümet var. Dolayısıyla biz devrim yaptığımız için düşmanı denize dökebildik. Eğer İstanbul hükümeti başımızda kalmaya devam etseydi, İstanbul hükümetinin saltanatı altında bizim İstiklal Savaşı'mız çok zora girerdi. O nedenle zaten Atatürk ve arkadaşları Anadolu'ya çıktılar. Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla birlikte yeni bir devrimci meclisin, devrimci hükümetin kurulması ve o devrimci hükümet, o devrimci meclis Türk Silahlı Kuvvetlerini yeniden örgütledi. Ve o meclisin, devrimci meclisin, devrimci hükümetin örgütlediği Türk Silahlı Kuvvetleri de Türkiye halkını seferber ederek Türk ordusuyla düşmanı Akdeniz'e döktü. Bu çok çok önemli bir ders. Yani devrimle biz kurtulduk. Yoksa padişah hükümetiyle statüko içerisinde bizim için bir kurtuluş yoktu. Şimdi bu güne gelelim. Bugün de 104 yıl sonra gündem yine Doğu Akdeniz gündemi. Amerika Birleşik Devletleri, o zamanki İngiltere'nin yerine geçti. Emperyalizmin bugünkü patronu Amerika Birleşik Devletleri yanına İsrail'i aldı, Yunanistan'ı aldı ve Doğu Akdeniz'de bir ittifak kurdu. İttifak, yani silahlı olan ve Türkiye'yi hedef alan bir ittifak kurdu. Ve bu ittifak bakıyoruz Doğu Akdeniz'de nabız dinamemesi tatbikatları yapıyor, Güney Kıbrıs'a sığınak yapıyor, Ege adalarına sığınak yapıyor. Yunanistan neredeyse Amerika işgali altına düştü. Bütün Yunanistan kıyılarında Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan'ın da belirttiği gibi 9 yerde Yunanistan kıyılarında Amerika üsler kurdu ve Meriç Nehri'nin karşı tarafında da geçen hatırlayacaksınız bir yıl evvelki 2025 yılının mayıs ayında Türkiye'yi hedef alan Meriç Nehri'ne tanklarıyla toplarıyla geçme tatbikatları yaptı. Bir de Kuzey cephemiz var. Bu Akdeniz cephesinin bir devamı. Ukrayna kuzeyden Amerika Birleşik Devletleri'nin yine güdümünde Türkiye'yi tehdit ediyor, açıkça gemilerimize saldırılar düzenliyor, İHA'larla, sihalarla. Dolayısıyla gündem yine 1922 gündemi. Dolayısıyla bu gündem bir kahramanlık gündemi, bir fedakarlık gündemi. Türk milletinin fedakarlığıyla göğüsleyebileceğimiz tehditler var karşımızda. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahramanlığıyla ve 1922'nin kurmaylığıyla. O zamanki kurmaylık neydi? Avrupa ve Amerika tehdidi karşısında İngiltere var, Fransa var karşımızda, Yunanistan üzerimize sürmüşler, doğuda Ermenileri üzerimize sürmüşler. E bunun karşısında Ankara'da yeni kurulan hükümet ne yaptı? Yanına Sovyet Rusya'yı aldı. Çarlığı yıkmıştı Lenin'ler ve Çarlığın yerine bir Sovyet Rusya'sı kuruldu, devrimci bir Rusya kuruldu. Dolayısıyla Asya'nın iki devrimci hükümeti, devleti Sovyet Rusya ve Türkiye, yeni kurulan Türkiye kol kola girdi, omuz omuza verdi. Bunu 26 Ağustos'un fotoğraflarında da görüyoruz. 26 Ağustos'un meşhur fotoğrafları vardır. Mustafa Kemal Paşa dürbünle düşman kuvvetlerini gözlüyor. Ama arkada kaputu, Türk kaputu olmayan bizim komutanlarımızın giydiği kalpak olmayan Rus Bolşevik devriminin kıyafetiyle, kaputuyla ve başlığıyla Rus komutanları yangelmiş yatıyorlar. Çok kıymetli önemli bir fotoğraftır. Yani o fotoğrafta da görüldüğü gibi bizim Kocatepe'mizde, yani bir hayat memat meselesinin karargahında yanımızda Sovyet komutanları vardı. Yani kader birliği yapıyor. Yenilsek Mustafa Kemal Paşa ile birlikte onlar da şehit olacaklar. Kurmaylık bu. O gün İngiliz-Fransız emperyalizmine karşı Türkiye'nin İstiklal Savaşı yanına Sovyet devrimini alarak başarılı olabilirdi. İşte o kurmaylığı Mustafa Kemal Paşa devrimci hükümeti hayata geçirdi. Dolayısıyla bugün bize kalan 30 Ağustos mirası nedir? Bir kere Türk milletinin fedakarlığı. O fedakarlık ta 1912'lerde Trablusgarp Savaşı'ndan, Balkan Savaşları'ndan başlıyor. O fedakarlık düşünün, 12, 22, 10 yıldır savaşan bir ülke. Köylerde erkek neredeyse kalmamış. Kalanlar sakat. Bacağı yok, kolu yok, ondan sonra kadınlar kalmış. Ekmeği biçmeyi kadınlar yapıyor. Büyük bir nüfus kaybı olmuş. 1.5 milyon insan Birinci Cihan Savaşı'nda Türk milleti kaybetmiş. Büyük bir fedakarlıkla kazanıldı o 30 Ağustos zaferi ve Türk Silahlı Kuvvetleri. Türk Silahlı Kuvvetleri de yeni bir devrimci ordu artık. Padişahın ordusu değil. Aslında bu devrimci ordu 1. Dünya Savaşı öncesinde Balkan Savaşları'nda inşa edilmeye başlanmıştı. Gençleştirdi Talat Paşa, Enver Paşa ordumuzu 1. Dünya Savaşı öncesinde. Bir devrim, 1908 devrimi. Orada da bir devrim hükümetinin Türkiye'yi ayağa kaldırması söz konusu. Dolayısıyla oralardan gelen bir kurmaylık ordu, Türk Silahlı Kuvvetleri birikimi, gençleşmiş, dinamik, bir devrimci ordu ve üçüncü olarak da kurmaylık birikimi. Yani o uzun savaş yıllarında ulaşmış olan o Türk devrimcilerinin genç Osmanlılardan başlayalım, Namık Kemal'ler, Mithat Paşalar, devamında Talat Paşalar, Enver Paşalar, onun devamında Mustafa Kemal Paşalar. Mustafa Kemal Paşa hem Talat Paşalar, Enver Paşalar kuşağında devrimciydi, ondan sonraki üçüncü kuşağında lideri olarak devrimciydi. Böyle bir büyük birikimden gelen aynı zamanda bir kurmaylık mirası. İşte bugün biz Doğu Akdeniz'den bize yönelen tehditler karşısında bu üç büyük miras omuzlarımızda bize büyük bir güç veriyor. Türk milletinin fedakarlık mirası, Türk silahlı kuvvetlerinin kahramanlık mirası ve bugün Vatan Partisi'nin sürdürdüğü o kurmaylık mirası. Gene kurmaylık bugün yapıyoruz, nedir? Karşımızda Amerika var, İsrail var, Yunanistan var, kuzeyde Ukrayna var, Avrupa, Fransa falan onlarla birlikte karşımızda nükleer silahları olan, donanmaları olan bir tehdit söz konusu. Evet kahramanlığımız var, fedakarlığımız var, kurmaylığımız var ama o tehdidi caydırıcı bir ağırlığı da Doğu Akdeniz'e yığmamız lazım. O ağırlık ne? Rusya zaten NATO'yla savaşıyor. İran zaten Amerika'yı daha yeni yendi. Çin uzakta, tetikte bekliyor Amerika'nın düşmanlığına karşı hazırlıklarını yapıyor. Öyleyse bizim kurmaylık birikimimizde şu anda nesnel olarak bu tarih tablosunda hazır. Nedir o? Türkiye, Rusya, İran, Çin ittifakı. Demek ki bugünün kurmaylığı da 1922 yılındaki kurmaylık gibi Asya'yı yanına alan ve Asya'yla birlikte bize batıdan gelen çökümekte olan, çürümekte olan, batmakta olan American emperyalizminden ve İsrail siyonizminden gelen ve Avrupa'nın da onlarla Batı Avrupa'nın da onlarla bir olduğu ama Batı Avrupa'nın da her an taraf değiştirme eğilimleri içerisinde olduğu bir tarihsel sürece girdik bu miraslarla. Türk milleti fedakarlık mirasının bugün sahibidir, kahraman ordumuz kahramanlık mirasını sürdürüyor ve Vatan Partisi de Türk devriminin o kurmaylık mirasının sahibi olarak bugün önümüzdeki büyük zaferlerin eşiğindeyiz hep birlikte. Saygılar sunuyoruz değerli izleyenlerimize. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek