
Hayati Yazıcı
@Hayati_Yazici · Libanon, Sýrie, Turecko, Irák, Jemen
Hayati Yazıcı je turecký advokát a státník.
Pod vedením našeho předsedy a prezidenta republiky, pana @RTErdogan, jsme uspořádali zasedání našeho ústředního rozhodovacího a výkonného výboru. Přeji si, aby naše zasedání přineslo prospěch naší zemi, našemu národu a naší straně.
Přeloženo z jazyka turečtinaTo, že Evropa tváří v tvář lidskému dramatu, k němuž dochází v Palestině, po dlouhou dobu mlčela, nebylo pouze politickým mlčením, ale také těžkou zkouškou svědomí a práva ve jménu společných hodnot lidstva. Tváří v tvář masakrům v Gaze a smrti civilistů, dětí a žen; tváří v tvář vyhánění Palestinců z jejich půdy na Západním břehu Jordánu, rozšiřování osad a krok za krokem prosazované politice anexe Evropa bohužel po dlouhou dobu buď mlčela, nebo se spokojila s chabými prohlášeními. Turecko však od samého počátku hovořilo otevřeně a jasně. V rámci společných hodnot lidstva vždy odhodlaně, bez jakéhokoli omezení a za všech okolností volalo: „Spravedlivé je spravedlivé a špatné je špatné“: Útlak je útlak, ať už ho páchá kdokoli. Totožnost nevinného nemění jeho právo. Mezinárodní právo nelze uplatňovat jinak vůči silným a jinak vůči slabým. Pokud jde konkrétně o Palestinu a Gazu; rád bych zdůraznil, že silný hlas, který Španělsko v Evropě již dlouho pozvedá, je z tohoto hlediska obzvláště cenný. Nyní je důležité, aby Velká Británie, Francie, Španělsko a další evropské země projevily odhodlání přijmout konkrétní opatření proti izraelské osadnické politice na Západním břehu Jordánu. Dvanáct zemí se totiž zdůrazněním protiprávnosti osad podle mezinárodního práva dohodlo na obchodních omezeních týkajících se zboží z osad na národní nebo evropské úrovni. Ačkoli tento postoj přichází pozdě, je cenný. Protože už nejde pouze o palestinskou otázku. Jde o to, zda bude řád mezinárodního práva vybudovaný po utrpení druhé světové války, zkáze kolonialismu a velkých tragédiích lidských dějin skutečně platit pro všechny. Jde o to, zda bude přijatelné měřítko, které se při vyslovení pojmu „lidská práva“ mění podle geografie, náboženství, identity a politických zájmů. Jde o to, zda rozhodnutí Organizace spojených národů, mezinárodní právo a lidská práva zůstanou pouze na papíře, nebo získají skutečnou donucovací sílu. Pokud to dnes Evropa konečně začíná chápat, je třeba to přivítat. Nyní se však musí přejít od slov k činům. Izraelská osadnická politika na Západním břehu Jordánu musí být zastavena; nesmí být dovoleno nucené vysídlení Palestinců, faktická anexe jejich území ani odstranění řešení dvou států. Ve společném prohlášení bylo také jasně vyjádřeno odmítnutí rozšiřování osad a nuceného vysídlování. Pravda, kterou Turecko říká už léta, se dnes dostala i na evropskou agendu: Spravedlnost není milost mocných. Lidská práva nejsou selektivní výsadou. Na zastavení krveprolití v Palestině, obnovu Gazy, ukončení okupace a osadnické politiky na Západním břehu Jordánu a vznik nezávislého, svrchovaného a životaschopného palestinského státu s hlavním městem ve východním Jeruzalémě se už nesmí déle čekat. Tento hlas, který zaznívá, byť pozdě, je důležitý. Dějiny však od nynějška budou sledovat spíše to, kdo co udělal, než kdo co řekl. Spravedlnost pro Palestinu; zkouška pro lidstvo.
Přeloženo z jazyka turečtinaTarih: 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nin yapıldığı tarih Bugün, Millî Mücadele’nin istikametinin millet iradesiyle tayin edildiği Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümü. 107 yıl önce Sivas’ta bir millet, işgal ve esaret karşısında kaderini başkalarının kararına bırakmayacağını bütün dünyaya ilan etti. “Manda ve himaye kabul olunamaz” iradesi; bağımsızlığın, millî egemenliğin ve kendi geleceğine sahip çıkmanın tarihî manifestosu oldu. Sivas’ta yakılan istiklal meşalesi, Amasya’dan Erzurum’a, Sivas’tan Ankara’ya uzanan yolun ışığı; Cumhuriyetimizin kuruluş iradesinin güçlü dayanağını oluşturdu. Bugün bizlere düşen, 107 yıl önceki o ruhu yaşatmak; bağımsızlığımızı, millî irademizi ve Türkiye’nin güçlü geleceğini kararlılıkla savunmaktır. Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Sivas’ın iradesi, Türkiye’nin istikametidir. Bugün aynı ruh ve aynı hassasiyetle Sivas Kongresi’nin inşaa ve ilan ettiği cumhuriyetin ikinci yüzyılını Liderimiz öncülüğünde inşa etmeye devam ediyoruz. Yaşasın bağımsız, güçlü ve büyük Türkiye!
Bugün 2026-2027 adli yılın açılış günü. Adaletin zamanında, etkin ve hakkaniyetli tecellisi, demokratik hukuk devletinin en temel güvencesidir. Bu anlayışla yargılama hizmetlerinin kalitesinin daha da yükseltilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması ve toplumun adalet duygusunun güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Adaletin tecellisi için yapılan her katkı, milletimizin yarınlarına bırakılmış en kıymetli mirastır. Yeni adli yılın ülkemize, milletimize ve yargı camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyor, yeni adli yılda adaletin gecikmeden, hakkaniyetle ve güven veren bir şekilde tecellisi için görev yapan değerli hakim ve savcılarımıza, avukat meslektaşlarıma ve diğer tüm yargı çalışanlarımıza başarılar diliyorum.
Girne-Mersin seferini gerçekleştiren yolcu gemisinin alabora olması sonucu yaşanan elim hadise hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Kayıp vatandaşlarımızın bir an önce sağ salim bulunmasını temenni ediyor, kazadan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷 #30Ağustos Zaferi, milletimizin hür ve bağımsız yaşama iradesinin tarihe altın harflerle yazıldığı büyük zaferin adıdır. 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da yakılan istiklal meşalesi, bugün de yolumuzu aydınlatmaya, Türkiye’nin güçlü yarınlarına ışık tutmaya devam ediyor. Büyük Taarruz’un 104. yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Zaferlerle yazdığımız şanlı tarihimizden aldığımız ilhamla, güçlü ve büyük Türkiye’nin yüzyılını, #TürkiyeYüzyılı’nı inşa ediyoruz.
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü töreninde hazır bulunanlara hitap ediyor. https://t.co/ZGRFT6B8Oe
Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlu olsun 26 Ağustos 1071… Sultan Alparslan ve kahraman ordusunun Malazgirt’te kazandığı büyük zafer, yalnızca bir meydan muharebesinin kazanılması değildir. Malazgirt; Anadolu’nun kapılarının milletimize açıldığı, bir milletin tarihî kaderini değiştiren büyük yürüyüşün başladığı kutlu bir dönüm noktasıdır. O gün kazanılan zafer, yalnızca toprak kazandırmamış; Anadolu’yu yurt, Türkiye’yi tarihî bir emanete dönüştüren büyük bir iradenin temellerini atmıştır. Sultan Alparslan’ın cesareti, askerlerinin fedakârlığı ve milletimizin asırlara uzanan devlet kurma iradesi; bugün de bizlere aynı hakikati hatırlatıyor: Büyük milletler, tarihlerini sadece hatırlamaz; tarihî miraslarından güç alarak geleceği inşa ederler. Malazgirt’ten İstanbul’un fethine, Çanakkale’den İstiklâl Harbi’ne ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna uzanan bu büyük tarih yürüyüşünde hayatını milletine adamış bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. 1071’in ruhu, Türkiye Yüzyılı’nın yolunu aydınlatmaya devam edecektir. Milletin takdiri ile yönetim yetki ve görevini deruhte etmekte olduğumuz 03.11.2002’den buyana, bizi var eden ve gücümüzün ruhunu oluşturan şanlı tarih mirasımızın anlam ve önemini müdrik olarak Liderimiz Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde gece-gündüz demeden, kapsayıcı bir tarzda ve her alanda hamle yapmak üzere koşturmaya devam ediyoruz. Başta Sultan Alparslan olmak üzere Anadolu’yu bizlere vatan kılan bütün kahramanlarımızın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, her birini rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz doğrultusunda bugün yeni ve önemli bir aşamaya geçiyoruz. Gazi Meclisimizin güçlü iradesiyle kabul edilen ve Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla yürürlüğe giren Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, sürecin hukuki zeminini güçlendiren bir adımdır. Kanun kapsamında kurulan ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sn. Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirecek olan Takip ve Değerlendirme Kurulu, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin bundan sonraki aşamalarının etkin ve koordineli bir şekilde yürütülmesi açısından önemli bir rol üstlenecektir. Terörün tamamen tasfiye edildiği, milletimizin ortak geleceğine güvenle baktığı, kardeşliğimizin ve toplumsal bütünleşmemizin daha da güçlendiği bir Türkiye için atılacak her adım kıymetlidir. Bu tarihi süreci milletimizin güçlü desteği ve milli dayanışma ruhuyla, kararlılık içerisinde ve büyük bir hassasiyetle sürdüreceğiz.
Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığımız tarafından 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü dolayısıyla düzenlenen "İnsani Yardım ve Türkiye Modeli" programına katıldık. İnsani yardımda Türkiye’nin tecrübesinin, yaklaşımının ve dünyaya sunduğu modelin ele alındığı bu anlamlı programı gerçekleştiren İnsan Hakları Başkanımız Sn. Hasan Basri Yalçın ve kıymetli ekibine teşekkür ediyorum.