
하야티 야즈즈
@Hayati_Yazici · 레바논, 시리아, 튀르키예, 이라크, 예멘
하야티 야즈즈는 튀르키예 변호사이자 정치가입니다.
📍Rize Çayeli ilçemizde yapımı devam eden Kemer Köyü su sporları merkezinde incelemelerde bulunduk. https://t.co/TzpRAdRRMV
Bugün 12 Eylül 2026 46 yıl önce bugün Türkiye, demokrasinin bir kez daha darbeyle kesintiye uğratıldığı karanlık bir döneme girdi. Meclis kapatıldı, siyasi partiler tasfiye edildi, seçilmiş siyasetçiler devre dışı bırakıldı. Binlerce insan gözaltına alındı ve tutuklandı; toplumun hafızasında derin yaralar bırakan ağır hak ihlalleri yaşandı. Fakat 12 Eylül’ün asıl tahribatı, yalnızca o gün yaşananlarla sınırlı değildir. 12 Eylül, vesayeti bir yönetim anlayışına dönüştüren zihniyetin en ağır tezahürlerinden biridir. Sonrasında 28 Şubat geldi. Farklı araçlar, farklı aktörler ve farklı yöntemlerle millet iradesi yeniden kuşatılmak istendi. Darbe alışkanlığının27 Nisan 2007 e muhtıra denemeli versiyon süreci yaşandı. Ve nihayet 15 Temmuz 2016’da aynı vesayetçi anlayış, FETÖ örgütü eliyle Türkiye Cumhuriyeti’ni ve doğrudan millet iradesini hedef aldı. Fakat o gece milletimiz tarih yazdı. Tankların karşısına iradesiyle çıktı; darbeye karşı demokrasiyi, vesayete karşı millî iradeyi savundu. Türkiye’nin son yarım asırlık demokrasi tarihi bize çok açık bir ders vermiştir: Devletin sahibi vesayet odakları değil, millettir. Egemenliğin kaynağı silah değil, millet iradesidir. Türkiye’nin geleceğini darbeler değil, demokratik siyaset belirleyecektir. 12 Eylül’ü unutmayacağız. 28 Şubat’ı unutmayacağız. 27 Nisan’i unutmayacağız 15 Temmuz’da milletimizin verdiği demokrasi mücadelesini ise daima hatırlayacağız. Çünkü biliyor ve inanıyıruz ki: Millet iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur!
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan: Türkiye'yi istismar siyasetinden olduğu gibi salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinden de kurtarmak zorundayız. https://t.co/njFpcCXEvM
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan başkanlığında Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. https://t.co/E4DJMfYqyU
Filistin’de yaşanan insanlık dramı karşısında Avrupa’nın uzun süre sessiz kalması, yalnızca siyasi bir suskunluk değil, insanlığın ortak değerleri adına ağır bir vicdan ve hukuk sınavı olmuştur. Gazze’de yaşanan katliamlar, sivil insanların, çocukların ve kadınların hayatını kaybetmesi; Batı Şeria’da Filistinlilerin topraklarından sürülmesi, yerleşimlerin genişletilmesi ve ilhak politikalarının adım adım ilerletilmesi karşısında Avrupa, maalesef, uzun süre ya sustu ya da cılız açıklamalarla yetindi. Türkiye ise en başından beri açık ve net konuştu. İnsanlığın ortak değerleri bağlamında, ‘doğruya doğru, yanlışa yanlış’ deme tarzını hiçbir kayıtla tahdit etmeksizin, kararlı bir biçimde her zaman ve her zeminde haykırdı: Zulüm, kimin tarafından yapılırsa yapılsın zulümdür. Masumun kimliği, hakkını değiştirmez. Uluslararası hukuk güçlü için başka, zayıf için başka uygulanamaz. Filistin ve Gazze özelinde; İspanya’nın Avrupa’da uzun zamandır yükselttiği güçlü ses bu bakımdan ayrıca kıymetli olduğunun altını çizerek vurgulamk isterim. Şimdi İngiltere, Fransa, İspanya ve başka Avrupa ülkelerinin İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına karşı somut tedbirler alma iradesi göstermeleri önemlidir. Nitekim 12 ülke, yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırılığını vurgulayarak, yerleşim mallarına yönelik ulusal veya Avrupa düzeyinde ticari kısıtlamalar üzerinde uzlaşmıştır. Geç kalınmış olsa da bu tutum değerlidir. Çünkü mesele artık yalnızca Filistin meselesi değildir. Mesele; İkinci Dünya Savaşı’nın acılarından, sömürgeciliğin yıkımlarından ve insanlık tarihinin büyük trajedilerinden sonra inşa edilen uluslararası hukuk düzeninin gerçekten herkes için geçerli olup olmayacağı meselesidir. Mesele; “insan hakları” denildiğinde coğrafyaya, dine, kimliğe ve siyasi çıkarlara göre değişen bir ölçünün kabul edilip edilmeyeceğidir. Mesele; Birleşmiş Milletler kararlarının, uluslararası hukukun ve insan haklarının yalnızca kâğıt üzerinde mi kalacağı, yoksa gerçek bir yaptırım gücüne mi kavuşacağıdır. Avrupa bugün nihayet bunları görmeye başlıyorsa, bunu memnuniyetle karşılamak gerekir. Ama artık sözden eyleme geçilmelidir. İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikası durdurulmalı; Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine, topraklarının fiilen ilhak edilmesine ve iki devletli çözümün ortadan kaldırılmasına izin verilmemelidir. Ortak açıklamada da yerleşimlerin genişletilmesinin ve zorla yerinden etmenin reddedildiği açıkça ifade edilmiştir. Türkiye’nin yıllardır söylediği gerçek, bugün Avrupa’nın da gündemine girmiştir: Adalet, güçlülerin lütfu değildir. İnsan hakları, seçici bir ayrıcalık değildir. Filistin’de akan kanın durması, Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması, Batı Şeria’daki işgal ve yerleşim politikasının sona erdirilmesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve yaşanabilir bir Filistin Devleti’nin kurulması için artık daha fazla beklenmemelidir. Geç de olsa yükselen bu ses önemlidir. Fakat tarih, bundan sonra kimin ne söylediğinden çok, kimin ne yaptığına bakacaktır. Filistin için adalet; insanlık için de bir sınavdır.
Tarih: 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nin yapıldığı tarih Bugün, Millî Mücadele’nin istikametinin millet iradesiyle tayin edildiği Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümü. 107 yıl önce Sivas’ta bir millet, işgal ve esaret karşısında kaderini başkalarının kararına bırakmayacağını bütün dünyaya ilan etti. “Manda ve himaye kabul olunamaz” iradesi; bağımsızlığın, millî egemenliğin ve kendi geleceğine sahip çıkmanın tarihî manifestosu oldu. Sivas’ta yakılan istiklal meşalesi, Amasya’dan Erzurum’a, Sivas’tan Ankara’ya uzanan yolun ışığı; Cumhuriyetimizin kuruluş iradesinin güçlü dayanağını oluşturdu. Bugün bizlere düşen, 107 yıl önceki o ruhu yaşatmak; bağımsızlığımızı, millî irademizi ve Türkiye’nin güçlü geleceğini kararlılıkla savunmaktır. Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Sivas’ın iradesi, Türkiye’nin istikametidir. Bugün aynı ruh ve aynı hassasiyetle Sivas Kongresi’nin inşaa ve ilan ettiği cumhuriyetin ikinci yüzyılını Liderimiz öncülüğünde inşa etmeye devam ediyoruz. Yaşasın bağımsız, güçlü ve büyük Türkiye!
Bugün 2026-2027 adli yılın açılış günü. Adaletin zamanında, etkin ve hakkaniyetli tecellisi, demokratik hukuk devletinin en temel güvencesidir. Bu anlayışla yargılama hizmetlerinin kalitesinin daha da yükseltilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması ve toplumun adalet duygusunun güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Adaletin tecellisi için yapılan her katkı, milletimizin yarınlarına bırakılmış en kıymetli mirastır. Yeni adli yılın ülkemize, milletimize ve yargı camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyor, yeni adli yılda adaletin gecikmeden, hakkaniyetle ve güven veren bir şekilde tecellisi için görev yapan değerli hakim ve savcılarımıza, avukat meslektaşlarıma ve diğer tüm yargı çalışanlarımıza başarılar diliyorum.
Girne-Mersin seferini gerçekleştiren yolcu gemisinin alabora olması sonucu yaşanan elim hadise hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Kayıp vatandaşlarımızın bir an önce sağ salim bulunmasını temenni ediyor, kazadan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷 #30Ağustos Zaferi, milletimizin hür ve bağımsız yaşama iradesinin tarihe altın harflerle yazıldığı büyük zaferin adıdır. 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da yakılan istiklal meşalesi, bugün de yolumuzu aydınlatmaya, Türkiye’nin güçlü yarınlarına ışık tutmaya devam ediyor. Büyük Taarruz’un 104. yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Zaferlerle yazdığımız şanlı tarihimizden aldığımız ilhamla, güçlü ve büyük Türkiye’nin yüzyılını, #TürkiyeYüzyılı’nı inşa ediyoruz.
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü töreninde hazır bulunanlara hitap ediyor. https://t.co/ZGRFT6B8Oe
Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlu olsun 26 Ağustos 1071… Sultan Alparslan ve kahraman ordusunun Malazgirt’te kazandığı büyük zafer, yalnızca bir meydan muharebesinin kazanılması değildir. Malazgirt; Anadolu’nun kapılarının milletimize açıldığı, bir milletin tarihî kaderini değiştiren büyük yürüyüşün başladığı kutlu bir dönüm noktasıdır. O gün kazanılan zafer, yalnızca toprak kazandırmamış; Anadolu’yu yurt, Türkiye’yi tarihî bir emanete dönüştüren büyük bir iradenin temellerini atmıştır. Sultan Alparslan’ın cesareti, askerlerinin fedakârlığı ve milletimizin asırlara uzanan devlet kurma iradesi; bugün de bizlere aynı hakikati hatırlatıyor: Büyük milletler, tarihlerini sadece hatırlamaz; tarihî miraslarından güç alarak geleceği inşa ederler. Malazgirt’ten İstanbul’un fethine, Çanakkale’den İstiklâl Harbi’ne ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna uzanan bu büyük tarih yürüyüşünde hayatını milletine adamış bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. 1071’in ruhu, Türkiye Yüzyılı’nın yolunu aydınlatmaya devam edecektir. Milletin takdiri ile yönetim yetki ve görevini deruhte etmekte olduğumuz 03.11.2002’den buyana, bizi var eden ve gücümüzün ruhunu oluşturan şanlı tarih mirasımızın anlam ve önemini müdrik olarak Liderimiz Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde gece-gündüz demeden, kapsayıcı bir tarzda ve her alanda hamle yapmak üzere koşturmaya devam ediyoruz. Başta Sultan Alparslan olmak üzere Anadolu’yu bizlere vatan kılan bütün kahramanlarımızın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, her birini rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz doğrultusunda bugün yeni ve önemli bir aşamaya geçiyoruz. Gazi Meclisimizin güçlü iradesiyle kabul edilen ve Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla yürürlüğe giren Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, sürecin hukuki zeminini güçlendiren bir adımdır. Kanun kapsamında kurulan ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sn. Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirecek olan Takip ve Değerlendirme Kurulu, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin bundan sonraki aşamalarının etkin ve koordineli bir şekilde yürütülmesi açısından önemli bir rol üstlenecektir. Terörün tamamen tasfiye edildiği, milletimizin ortak geleceğine güvenle baktığı, kardeşliğimizin ve toplumsal bütünleşmemizin daha da güçlendiği bir Türkiye için atılacak her adım kıymetlidir. Bu tarihi süreci milletimizin güçlü desteği ve milli dayanışma ruhuyla, kararlılık içerisinde ve büyük bir hassasiyetle sürdüreceğiz.
Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığımız tarafından 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü dolayısıyla düzenlenen "İnsani Yardım ve Türkiye Modeli" programına katıldık. İnsani yardımda Türkiye’nin tecrübesinin, yaklaşımının ve dünyaya sunduğu modelin ele alındığı bu anlamlı programı gerçekleştiren İnsan Hakları Başkanımız Sn. Hasan Basri Yalçın ve kıymetli ekibine teşekkür ediyorum.