
케말 클르츠다로을루
@kilicdarogluk · 레바논, 시리아, 튀르키예, 이라크, 예멘
케말 클르츠다로을루는 튀르키예 정치인입니다.
Demokrasiye Vurulmuş Kara Bir Darbe! 12 Eylül 1980, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihine kara bir gün olarak geçti. Milletin iradesine el koyan darbe yönetimi, Anayasa’yı askıya aldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kapattı, ülkenin kurucusu olan partimiz Cumhuriyet Halk Partisi de dahil olmak üzere siyasi partileri feshetti. Binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı, işkenceden geçirildi. Gençlerimizin hayatları karartıldı; idamlarla, baskılarla ve korkuyla bir toplum susturulmaya çalışıldı. 12 Eylül, yalnızca bir hükümeti ya da siyasi partileri hedef alan bir müdahale değildi. 12 Eylül, milletin egemenliğine, hukukun üstünlüğüne ve demokratik siyasete karşı yapılmış bir darbedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim anlayışımız nettir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Demokrasinin askıya alınmasını, milli iradenin yok sayılmasını ve hukukun siyasetin emrine verilmesini, hangi gerekçeyle olursa olsun, kabul etmiyoruz. 12 Eylül’ün üzerinden 46 yıl geçmiş olsa da yaşananları unutmayacağız. Çünkü demokrasi, geçmişte yaşanan darbeleri hatırlamak ve aynı karanlığın bir daha yaşanmaması için mücadele etmekle korunur. Bugün bize düşen görev; darbelere karşı demokrasiyi, baskıya karşı özgürlüğü, keyfiliğe karşı hukuku, korkuya karşı cesareti savunmaktır. 12 Eylül darbesini ve darbe düzenini bir kez daha lanetliyor; darbe döneminde hayatını kaybedenleri, işkence görenleri, özgürlüklerinden mahrum bırakılanları ve demokrasi mücadelesi veren tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyorum. Hedefimiz, ülkemizi darbe hukukundan arındırarak tam demokratik bir hukuk devletini inşa etmektir. Türkiye’nin geleceği, darbelerde değil, milletin özgür iradesinde ve demokratik Cumhuriyet’te olacaktır.
Iğdır’da askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada bir kahraman Mehmetçiğimizin şehit olduğunu, iki askerimizin de yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Şehidimize Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına, silah arkadaşlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Kazada yaralanan askerlerimize acil şifalar diliyor, en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum. Milletimizin başı sağ olsun.
İzmir’in kurtuluşu ve ülkemizin bağımsızlığının zafer günüdür 9 Eylül. İzmir’de yükselen bayrak; esaretin karşısında özgürlüğün, işgalin karşısında bağımsızlık mücadelesinin, karanlığın karşısında Cumhuriyet aydınlığının bayrağıdır. Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları vatan yapan tüm kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet, rahmet ve sonsuz saygıyla anıyorum. İzmir’in kurtuluşunun yıl dönümü kutlu olsun. Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Büyük Atatürk, Sayın Genel Başkanım, Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandıracağımıza ve millet egemenliğini eksiksiz hâkim kılacağımıza söz veriyoruz. 9 Eylül ruhundan aldığımız güçle ülkemizi demokrasinin, adaletin ve umudun ülkesi yapma mücadelemizi sürdüreceğiz… Aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyor; silah arkadaşlarınızı, aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor; hayatını yitirmiş tüm Cumhuriyet Halk Partilileri saygıyla yad ediyoruz. Ruhunuz şad olsun.
Her sabah güne, yakamdaki Altı Ok’un ağırlığıyla başlıyorum. O mirası korumak, hakkıyla taşımak ve bir sonraki nesle emanet etmekten başka bir gayem yok. Çünkü bazı mirasların sahibi olmaz. Emanetçileri olur. Yaşa, var ol Fırka! #CHP103Yaşında https://t.co/zJPAWsSoWU
Avrupa şampiyonu olarak milletimize büyük bir sevinç yaşatan Filenin Sultanları’nı, teknik ekibimizi ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Kızlarımızın her biri azmiyle, disipliniyle ve takım ruhuyla gençlerimize çok güzel bir örnek oldu. Ay-yıldızlı bayrağımızı Avrupa’nın zirvesinde dalgalandırdığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Gözlerinizden öpüyorum evlatlarım. Sizinle gurur duyuyoruz. 🇹🇷
Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu Lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve 4 Eylül 1919’da milletin iradesini hâkim kılmak üzere Sivas’ta toplanan tarihi heyeti saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Sivas Kongresi; vatanın bölünmez bütünlüğünü, tam istiklali ve millî iradenin üstünlüğünü temel ilke olarak kabul etmiştir. 107 yıl önce Sivas’ta ortaya konulan o irade, yalnızca tarihimizin şanlı bir hatırası değildir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden Cumhuriyet Halk Partisi’ne uzanan büyük bir siyasi mirastır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kurultayı kabul ettiğimiz Sivas Kongresi’nin ruhu bugün de partimizde yaşamaktadır. CHP; milletin egemenliğini her türlü vesayetin üzerinde tutan, bağımsızlıktan ve Cumhuriyet’ten taviz vermeyen o büyük mücadelenin siyasi mirasçısıdır. Bu miras bize yalnızca gurur değil, büyük bir sorumluluk da yüklemektedir. Şartlar ne olursa olsun, millet iradesine, hukuka, demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkmak bizim tarihsel görevimizdir. Sivas’ta yakılan bağımsızlık meşalesini ve millet egemenliği fikrini, dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Bir zamanlar bu iktidarın dilinden “millet iradesi” düşmezdi. Üsküdar’da ve Yüreğir’de yaşananlara bakıyorum: Mahkemeler, soruşturmalar, gözaltılar, meclis üyesi transferleri… Soruyorum: Millet iradesi yalnızca halk sizi seçtiğinde mi kutsal? Buradan bütün Cumhuriyet Halk Partililere sesleniyorum: Birbirinize sahip çıkın. Kimse bu baskılar karşısında kendisini yalnız hissetmesin. Korkmayacağız, dağılmayacağız, birbirimizi yalnız bırakmayacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyeleri milletin oylarıyla kazanılmıştır. Milletin verdiği emaneti masa başı oyunlarıyla kimseye teslim etmeyeceğiz. Bir belediye başkanlığı uğruna iktidarın gücünü insanların üzerine sürmekten vazgeçin. Sandıkta alamadığınız belediyeleri tek tek bu yöntemlerle mi alacaksınız? Bir belediyeyi daha almak için memleketi bu hâle getirmeye, hukuku, ahlakı ayaklar altına almaya değer mi? Cumhuriyet Halk Partisi’ni korkutarak, parçalayarak asla teslim alamazsınız.
İzmir Buca Cezaevi ziyaretimizin ardından basın açıklaması yapıyorum. https://t.co/j58UNv8zQ2
İzmir'in Buca ilçesinde Kaynaklar köyündeyiz. https://t.co/p3YRNjuLX2
“Milli Bilinç, Güçlü Türkiye” İzmir Buluşması https://t.co/blVBc4iXkJ
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ziyaretimizin ardından açıklama yapıyorum. https://t.co/LiAeKbs7kx
Girne açıklarında su alarak batan yolcu gemisinde hayatını kaybedenlerin acısını yürekten paylaşıyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet; ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Kazadan kurtulan yolcularımıza ve yaralılarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, halen arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğü denizde kayıp olanların bir an önce sağ salim bulunmasını temenni ediyorum. Arama-kurtarma çalışmalarına katılan tüm ekiplerimize kolaylık ve başarı diliyorum.
26 Ağustos sabahı Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle zafere ulaştı. Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığındaki o büyük zafer, yalnızca işgal ordularının yenilmesi değildi. Anadolu’nun kaderinin artık başka başkentlerde değil, bu toprakların insanları tarafından belirleneceğinin dünyaya ilanıydı. Atatürk, yıllar sonra 30 Ağustos’u “Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık fikrinin ölmez anıtı” olarak tarif etti. O anıt, Anadolu’nun bütün renklerinin ortak iradesiyle yükseldi. Yokluk içinde aynı vatanı savunan insanlar, çocuklarına bağımsız bir ülke bırakmak için omuz omuza verdiler. Aradan 104 yıl geçti. Bugün coğrafyamız yeniden savaşların, çatışmaların ve güç mücadelelerinin ortasında. Sınırların tartışıldığı, haritaların yeniden çizilmek istendiği böyle bir dönemde, 30 Ağustos bize çok açık bir şey söylüyor: Türkiye’nin bağımsızlığının en büyük güvencesi, milletimizin birliğidir. Bu nedenle bugün bize düşen, yeni cepheler açmak değil, eski yaraları kapatmaktır. Silahların tamamen sustuğu, annelerin artık evlatlarının ardından ağlamadığı; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin vatanımızda huzur, güven ve kardeşlik içinde yaşadığı bir Türkiye, Cumhuriyetimizin zayıflığı değil, gücü olacaktır. Bir asır önce bağımsızlığımızı birlikte kazandık. Vatanımızı birlikte kurtardık. Şimdi o büyük zaferin mirası Cumhuriyetimizi, barışın ve demokrasinin yurdu yapmak için birlikte güçlendirerek geleceğe taşımalıyız. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’un bütün kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum. SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır. Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır. Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır. Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız. Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum. Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır. Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum. Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir. Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir. Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür. Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir. Vakit kaybetmemeliyiz. Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır. Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır. Yaşasın halkların kardeşliği! Bijî biratiya gelan! عاشت أخوّة الشعوب!
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin ve vatan sevgisinin tarihe kazınmış en güçlü göstergelerinden biridir. 30 Ağustos’ta kazanılan büyük zafer ise milletimizin özgürlüğünden ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu eşsiz zaferin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Milli Mücadele’nin tüm kahramanlarını ve vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Mersin’in Toroslar ilçesinde düzenlenen 2’nci Kardeş Göçerler Yörük Etkinliği’nde konuşuyorum. https://t.co/zZXdjw6cOZ
Nallıhan Çayırhan Kömür İşletmeleri’nde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden maden emekçimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm mesai arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Göçükten yaralı olarak kurtarılan 12 işçimizin de bir an önce sağlıklarına kavuşmasını diliyorum. Bir canımızı daha maden ocaklarında kaybetmemek için iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri en üst düzeyde uygulanmalı; denetimler titizlikle ve tavizsiz biçimde yapılmalıdır. Madencilerimizin hayatı, üretim hedeflerinden ve her türlü ekonomik kaygıdan önce gelmelidir. Bu acının bir daha yaşanmaması için gerekli tüm önlemler alınmalıdır.
İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırı ve Başbakan Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” sözleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine karşı açık bir tahrik, kaba bir saygısızlık ve bölgesel barışa yönelik doğrudan bir tehdittir. Hiçbir devlet, hele ki İsrail, Türkiye Cumhuriyeti’ni “hizaya çekmek” ya da “ayar vermek” gibi bir dil kullanamaz. Bu üslup, egemen bir devlete yönelik kabul edilemez bir kibir ve küstahlıktır. Türkiye, tarih boyunca bağımsızlığını ve onurunu korumuş bir millettir; kimse bu topraklara “mesaj” vermeye kalkışamaz. Bu kışkırtıcı dil ve fiilî saldırı, Suriye’deki hassas dengeyi bilinçli biçimde bozma, gerilimi tehlikeli noktalara taşıma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Millî çıkarlarımız ve bölgesel istikrar, bu tür küstahlıklara karşı kararlı, soğukkanlı ve net bir tutum gerektirir. Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğine ve uluslararası hukuka dayalı duruşunu asla taviz vermeksizin sürdürecektir. İsrail’in bu pervasız tutumu, yalnızca Türkiye’ye değil, tüm bölgeye yönelik bir tehdittir. Bu, tarihe kara bir leke olarak geçecek basit bir hareket değil; engel olunmazsa bütün coğrafyayı cehenneme çevirme kastını ilan etmiş bir ülkenin aktif saldırısıdır.
YKS tercih sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte gençlerimizin hayatlarında yeni bir sayfa açılıyor. Üniversiteye yerleşen tüm gençlerimizi gönülden kutluyor, eğitim hayatlarında başarılar diliyorum. Ancak bugün bir üniversiteye yerleşemeyen, istediği bölümü kazanamayan ya da hayalindeki şehirden uzak kalan gençlerimize de özellikle şunu söylemek istiyorum: Bir sınav sonucu, sizin değerinizi ve geleceğinizi belirlemez. Hayallerinizden vazgeçmeyin. Bazen hedefe giden yol, planladığımızdan daha uzun ve farklı olabilir. Gençlerimizin yeteneklerini özgürce geliştirebildiği, nitelikli eğitim alabildiği, mezun olduğunda iş bulabileceği ve geleceğe güvenle bakabileceği bir Türkiye'yi birlikte kurmak zorundayız. Sizlere sadece “başarılar” dilemek yetmez; hayallerinizi gerçekleştirebileceğiniz adil fırsatları da yaratmak gerekir. Yolunuz açık, geleceğiniz aydınlık olsun. Her birinizin hayali, Türkiye'nin geleceğidir. 🇹🇷
연결된 기사
- Abdi Announces SDF Dissolution After Integration Into Syrian Army
- Four Airstrikes Hit Runway of Syria's Abu al-Duhur Air Base, First Since Assad's Fall
- U.S. Envoy Calls Israeli Strikes on Syria's Abu al-Duhur an Unnecessary Escalation
- Israel Confirms It Struck Syrian Air Base to Stop Turkish Deployment Near Aleppo
- Turkey Was Not Warned Before Israel's Syria Strike, U.S. Pushes Deconfliction Mechanism
- Israel Tells Syria It Seeks No Escalation but Rejects Turkish Military Entrenchment
- Syrian Foreign Minister Denies Turkish Buildup Before Israeli Strike on Abu al-Duhur
- Twelve Foreign Ministers Condemn Israel’s Abu al-Duhur Airstrikes
- Turkey Accuses Netanyahu of ‘Cheap Politics’ After Israeli Rebuke